Üyelik Girişi
Site Haritası
Kategoriler
Hava Durumu
Anlık
Yarın
26° 31° 23°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.12212.1260
Euro2.88812.8933
TARİHTE BUGÜN

Tarihte Bugün v.5.0

    • El-Kassas 88: "Allah ile beraber başka bir Tanrı bulup o'na tapma,o'ndan bakşa hiç bir tapacak yoktur. O'nun Zâtından başka her şey helâk,yani yok olucudur,fanidir,geçicidir. Hüküm o'nundur ve siz ancak o'na döndürüleceksiniz."
    • Tevbe 28: Ey iman edenler! Müşrikler,ancak bir pisliktirler;atık bu yıllardan (hicetin dokuzuncu yılından) sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar.Eğer fakirlikten korkarsanız.Allah sizi fazlından zenginleştirecektir inşallah. Gerçekten Allah Alimdir,Hâkim'dir. 
    • El-Vakıa 77: O,elbette şerfli bir Kur'an'dır. 78: Öyle ki,( Allah katında ) Levh-i Mahfuz'da saklıdır. 79: O'na ( Dış ve İç Pisliklerden ) temizlenenlarden başkası dokunamaz. 80: Alemlerin Rabb'inden indirilmedir o...
    • Bakara 115: "Mesrik de Allâh'indir, magrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir. Çünkü Allâh Vasi'dir, Alîm'dir"
    • 8 Enfal 17: Resulüm (savaşta) onları siz öldürmediniz,fakat Allah onları öldürdü.Attığın zamanda sen atmadın,fakat Allah attı...
    • 92- Âli İmran 92: Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça,iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanıZ Allah onu bilir.
    • ARAF SURESİ AYET 146: Yeryüzünde haksız yere ululuk satanlara ayetlerimizi idrak ettirmeyeceğiz, zaten onlar, hangi delili görseler inanmazlar, doğru yolu görseler o yola gitmezler, fakat azgınlık yolunu gördüler mi hemen o yola gitmeye koyulurlar; bu da ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gaflet etmelerinden ileri gelir
    • 18 Kehf 65: "fevecedâ abden min ibâdinâ âteynâhü rahmeten min indinâ ve allemnâhü min ledünnâ ilmâ" ( Orada ) kullarımızdan bir kul buldular ki,biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.
    • 7 / A'RÂF - 179 Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.
    • 10 / YÛNUS - 100: Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • 4 - Nisa: 79 - (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • Kehf Sûresi: 25: Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.
    • 87, Â'lâ sûresi:14-15: Elbette kurtulmuştur temizlenen, Rabb'inin adını anıp, O'na kulluk eden.

Meyhanemiz

Lâ Salâte limen lem yekümillâhi fî kiblete (Kıblesi Hakk olmayan kimsenin namazı yoktur.)
Neden Fakirullahmelâmî?!.

 Çünkü İnsanoğlu'nun varlığı bir hayal mesabesinde olduğu gibi,var olduğunu zannetmesinden dolayıdır ki,benliğine kulluk etmektedir.Hakikat de Allah var başka birşey yok.İnsanoğlu yokluğunu bilip Hak'da fakir olduğunu bilmesi gerek.Bu yüzden insan fakirdir.Yani Fakirullahtır(Allah'ın Fakiri)'dir.

 Fakirullahmelâmi 

SARHOŞUM SARHOŞ
 
Şarab-ı Kevser'i içtim içeli,
Ayılamıyorum sarhoşum sarhoş.
Mestâneyim, oldum divâne deli,
Bîhuş gezinirim sarhoşum sarhoş.

 Meyletmedim aslâ dünya malına,
Çün dest'imi kestim kisb-ü kârına,
Düşmüşüm şarabın peşi ardına,
Bîhuş gezinirim sarhoşum sarhoş.

 Hiç bir şey istemem Hakk Teâlâ'dan,
Yeter ki ayırmasın şarab'ımdan.
İçtikçe müşkin çıkar zebân'ımdan,
Bîhuş gezinirim sarhoşum sarhoş.

 Azâde başıma karışma sofi,
Münezzeh gezerim cihânda çünki.
Manzar-ı Mevlâ'dan geldi bu içki,
Bîhuş gezinirim sarhoşum sarhoş.

 Rahmeyledi bana Haydâr-ı Kerrâr,
İçirdi şarabı yakmaz beni nâr.
Şarab'tır "Yahya"ya kalan kisb-ü kâr,
Bîhuş gezinirim sarhoşum sarhoş.

(Fakirullahmelâmî.)

 Şarab: İçilecek şey, içki.
Kevser: Cennet'te bir havuz veya nehir.
Sarhoş: İçmek suretiyle kendinden geçmek.
Mestâne: Sarhoşcasına, sarhoş bir kimseye yakışır surette.
Bîhuş: Akılsız, sersem, bunak.
Divâne: Deli, aklı başında olmayan.
Deli: Akılsız, Aklını yitirmiş olan.
Meyletmek: Sevgisini vermek, eğilmek, gönül vermek.
Dest: El.
Kisb-ü kâr: Kazanç, kâr, iş güç.
Müşkin: Misk kokulu, hoş koku.
Zeban: Dil.
Azâde: Bağlardan kurtulmuş, hür, başına buyruk olan.
Sofi: Tarikat mensubu, yanıltıcı, safsatacı.
Münezzeh: Pâk, kusur ve noksanlıklardan uzak, Hiç bir şeye muhtaç
olmayan.
Cihan: Dünya, kâinat, âlem.
Manzar-ı Mevlâ: Allâh'ın nazarında, nezdinde. Allâh'la birlikte.
Rahmeylemek: Acımak, merhâmet etmek.
Haydâr-ı Kerrâr: Kahramanca döne döne, düşmana saldıran. Hz. Âli.
Nâr: Ateş.
 
Nûh Sûresi; Kur’an-ı Kerim’in yetmiş birinci sûresidir. Yirmi sekiz âyet, iki yüz yirmi bir kelime ve yedi yüz elli harften ibârettir. Mekkî sûrelerden olup Nahl Suresinden sonra nâzil olmuştur. Sûre, bütünüyle Nûh (a.s.)’un kıssasından bahsettiği işin bu adı almıştır. Nûh (as), “Ulûl-Azm” peygamberlerin ilkidir. Kendilerine gönderildiği kavim de, Allah’a kulluğu terkedip kendilerine putlar edinerek yeryüzünde fesad çıkartan ilk inşan topluluğudur. Allah Teâlâ insanlar için birer yol gösterici olan peygamberlerinden biri olan Nûh (a.s.)’ı kavmine gönderdiğinde, onu yalanlamışlar, alaya almışlar ve onunla mücadeleye girişmişlerdi. Allah’a isyan edip, Rasûlünün dâvetine kulak asmayan bu kavim, aynı zamanda yeryüzünde helâk edilerek cezalandırılan ilk kavimdir. Bu cezalandırma daha sonraki kavimler için bir ibret kaynağı kılınmış ve Kur’an-ı Kerim’de teferruatlıca zikredilerek, bununla evvelki kavimlerin helâklerine sebeb olan davranışlardan kaçınılması için somut bir uyarıda bulunulmuştur.
Hz. Nuh, Kuran’ın pek çok ayetinde üstün ahlakı ile övülen bir peygamberdir. Kavminin inkar eden önde gelenleri, Hz. Nuh ve ona tabi olan kişileri hak yoldan çevirmek için tuzaklar kurmuş, çeşitli iftiralar atmış, onları kendilerince küçük görmüşlerdir. Yaptıklarının karşılığı olarak Allah bu kavmi dünya hayatında büyük bir tufan ile cezalandırmıştır. Hz. Nuh’un 950 yıl içlerinde yaşadığı kavmine yaptığı tebliğ ve kavminin iftira ve tehditlerine karşı gösterdiği sabır, bütün müminler için güzel bir örnektir. Resuller insanlara Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan, onlara Allah’ın dinini tebliğ eden, Allah yolunda yapmaları ve sakınmaları gereken hükümleri bildiren, onları cehennem azabına karşı uyaran ve cennetle müjdeleyen mübarek insanlardır. Yüce Rabbimiz bir rahmet olarak tüm topluluklara, onları Allah’ın yoluna çağıran üstün ahlaklı resuller göndermiştir.
12.07.2014
29.06.2014
Herhalde dünyada anlamı bu kadar derin ve kapsamlı olan ama aynı zamanda sadece üç sözcük olan başka bir kavram yoktur. Bazılarının onlarca kitaba, yüz binlerce sözcüğe sığdıramadığını Alevi önderi Hacı Bektaş Veli üç sözcükle anlatmış. ELİNE, BELİNE, DİLİNE SAHİP OL. İnsanın bu üç organı toplumu ve insanı geliştirdiği, özgürleştirdiği gibi aynı zamanda insanı ve toplumu düşkünleştirir, yozlaştırır. Ulu Hünkâr bütün bu gerçeklikten yola çıkarak Alevi inancında sağlam bir ahlâk sistemi kurmuştur. Şimdi bu ahlâk sistemini biraz daha inceleyelim:
Hazreti Nuh’un 950 Yıl Süren Örnek Tebliği Hz. Nuh, Kuran’ı kerimin pek çok ayetinde üstün ahlakı ile övülen bir peygamberdir. Kavminin inkar eden önde gelenleri, Hz. Nuh ve ona tabi olan kişileri hak yoldan çevirmek için tuzaklar kurmuş, çeşitli iftiralar atmış, onları kendilerince küçük görmüşlerdir. Yaptıklarının karşılığı olarak haz. Allah bu kavmi dünya hayatında büyük bir tufan ile cezalandırmıştır. Hz. Nuh’un 950 yıl içlerinde yaşadığı kavmine yaptığı tebliğ ve kavminin iftira ve tehditlerine karşı gösterdiği sabır, bütün müminler için güzel bir örnektir. Resuller insanlara haz.Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan, onlara haz. Allah’ın dinini tebliğ eden, haz.Allah yolunda yapmaları ve sakınmaları gereken hükümleri bildiren, onları cehennem azabına karşı uyaran ve cennetle müjdeleyen mübarek insanlardır. Yüce Rabbimiz bir rahmet olarak tüm topluluklara, onları haz.Allah’ın yoluna çağıran üstün ahlaklı resuller göndermiştir.
22.06.2014
18.06.2014
Yaşı yirminin biraz üzerindeydi.. Çileli bir hayatın sonuna doğru gelmişti.. Özlüyordu 6 ay önce gidiveren Babasını, özlemişti aşkın bir muhabbeti vardı.. Onarılmaz bir yaraydı sanki içi yakan, yıkan, tarumar eden.. Hz Ali (r.a.)’ın yanında son nefesini veriyordu.. Yıkadılar Fatıma’yı, kefenlediler sonra, Hz. Ali’ye (r.a.) diyorlardı ki:
"Hamd, fazlını halka yayan, onları cömertliği ve ihsanıyla kuşatan Allah'a mahsustur. Bütün işleri için Allah'a hamd ederiz, hakkına riayet edebilmek için yardımını uma­rız. O'ndan başka ilah olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederiz. Allah, emrini bil­dirmek, uyarısını söylemek için onu göndermiştir.
02.06.2014
29.05.2014
Emir’ül-Müminin (A.S)’ın ashabından Hemmam isimli biri “Ya Emir’el-Müminin, bana Allah’tan çekinenleri anlat. Ben de öylesine anlat ki, onları görür gibi olayım” dedi. İmam (A.S) “Ya Hemmam, Allah’tan çekin, iyi amelde bulun, çünkü Allah çekinenlere iyilikte bulunandır.” Buyurdu amma Hemam bunu yeterli bulmadı. Yemin etti. Daha açık ve geniş anlatım istedi.
Kerbela’dan sonra Yezid, Şam’da merkez camiinde hatibe mimbere çıkmasını, Hz. Ali (A.S) ile İmam Hüseyin’e (A.S) kötü sözler söylemesini emretti. Yezidin hatibi mimbere çıktı. Muaviye ve yezide övgüler düzdü. Sonra Hz. Ali (A.S) ve İmam Hüseyin (A.S) hakkında ağza alınmayacak ve tekrarlanmayacak sözler söyledi. İmam Zeynelabidin (A.S) orada idi. Yükses sesle buyurdu: “Yazıklar olsun sana ey hatip! Yaratıcının gazabına karşılık yaratılmışın (yezidin) hoşnutluğunu satın aldın. Cehennemde atılacağın yere şimdiden hazırlan!”
25.05.2014
15.05.2014
Melamet, Arapça LEVM kökünden türetilmiş, kınama ve kınanma anlamlarını içeren bir kelimedir. Kınama: Kendine yönelik Gözeleştiri demektir. Nefsini terbiye etmek ve nefsani huyların (haset, buğz, kibir, inat, enaniyet, ihtiras, nefret.,vb) Muhammedi edep çerçevesinde düzene sokulması, kabul edilebilir hale dönüştürülmesi amacıyla bilinçli olarak yapılan bir mücadele, muhakeme ve mücahededir. Kişinin kendisiyle barışık olmasını, kendisi ile tanışık olmasını temin eder. Kişinin nefsani huylardan temizlenip, iyi huylarla (sevgi, tevazu, hilm, yardımseverlik vb.) bezenmesini sağlar.
Şeriati bir aksiyon adamı, toplumsal sorumluluk bilinciyle yüklü bir aktivist, çağın sorunlarını görüp çareler arayan bir bilge, İran kültürel mirası ve İslam kültürel mirasına sahip çıkan bir düşünür ve Avrupa, Afrika, Uzakdoğu, Hindistan’ı tahlil eden bir filozoftur. Şeriati hiçbir kültüre, hiçbir inanca ve ideolojiye vs. peşinen karşı çıkmaz. O inançları, ideolojileri, felsefeleri bir eleştiri süzgecinden geçirir, olumlu yanlarını söylediği gibi olumsuz yönlerini de kendince ortaya koyar.
10.05.2014
08.05.2014
 1  ...


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam99
Toplam Ziyaret165313
Saat
Radyo Fakirullahmelami

Duyurular
Anket
CAMİLER ALLAH'IN EVİ MİDİR?
Takvim
Namaz Vakitleri
Her güne bir dua

Edep Ya Hû
EDEP YÂ HÛ...
 
Edep ayağa düşmüş de,
Pazar'da satılır olmuş.
Sakız olmuş dillerde,
Bilmeden söylenir olmuş.
 
Bize edepsiz diyenler,
Edebe dâvet edenler,
Edep dersi öğretenler,
Edepsizce söyler olmuş.
 
Edep yâ hû diye diye,
Ortalarda gezenlere
Sordum, edep nedir diye.
Başı önde susar olmuş.
 
Edep yâ hû nedir bilmez,
Özünü tefekkür etmez,
Tahkik ile söyleyemez,
Çün, taklîden söyler olmuş.
 
"Yahya Salih" edep yâ hû,
Edepsizlik etme yâ hû.
Uyan aç gözünü yâ hû,
Nefsin Hakk'a söver olmuş.
 
Fakirullahmelâmî
 
Edep: Güzel ahlak, hayâ.
Pazar: Alışveriş yeri.
Edepsiz: Kötü ahlaklı, hayâsız.
Dâvet: Çağırma, ziyafet, duâ.
Öz: Asıl, kendi, kendisi, iç âlemi.
Tefekkür: Düşünmek, fikri harekete geçirmek.
Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırmak, yanlışlığı meydana çıkarmak, icelemek, iç yüz.
Çün: Zirâ, çünki, mâdem ki.
Taklid: Benzetmeye ve benzemeye çalışmak, benzerini yapmak.
Nefs: Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zâtı olan kendisi.
Hakk: Doğru, gerçek.
Hu: "O" Mânâsında gösterme zamiri.
 
Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim. "Insanlar! "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öye mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Ehl-i Beyt'imdir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir. "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz. "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz: Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz. Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hirsizlik yapmayacaksiniiz.. "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" Saheb-i Kiram birden söyle dediler: "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!"

 Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu: "Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"!!!